İnsan sevgi ve ilgi ile dünyaya gelir. Hayat ise şeylerin birbirlerine olan ilgisiyle zaman çizgisindeki kesişmeleridir. İlgiyi oluşturan şey sevgi ise kesişmenin sonucunda ortaya çıkacak ürün iyi, oluşan yol ise doğru olacaktır.
Başlangıçta tamamen bağımlı olan insan, ihtiyaçlarını içine doğduğu dünyadan karşılar. Bu noktada ona verilenlerden sevgi dışındakilerin tamamı aslında verenlere ait değildir. Hesap sorulamaz, karşılık beklenemez. Bir tek sevgi, eğer istersek kendimizden verebileceğimiz şeydir. Onun da hesabı olmaz, kaynağından taşar.
O zaman bağımsız bir birey olmak demek, insanın başka güçlere karşı olan borç hesaplarının kabul edilmemesi ve ortadan kaldırılması demektir. Çünkü diğer insanlara karşı olan fiziksel bağımlılık normal şartlar altında bir süre sonra zaten bitecektir. Yani bağımsızlıktan kasıt büyümek-öğrenmek olamaz.
O zaman hesap gününün ölümden sonra bir gün olması, verilen sözler dışındaki tüm borç hesaplarının dünyada inkâr edilmesi demektir. Bence bu durum kul hakkı ile ölmememiz gerekliliğini de açıklar. Çünkü eğer bu borçları reddetmez ve sahiplenirsek, aynı zamanda bu borcu verdiğini iddia edenlerin sahipliğini de kabul etmiş olduğumuz anlamına gelir. Yani onların büyüklüklerini, güçlerini ve otoritelerini kabul etmişiz demektir.
Bu durumda borcun ödenmesi için alacaklının hesabına çalışmamız gerekecektir. Onun için çalıştığımızda ise karşılığını ondan bekleyeceğimiz ve yalnızca ondan isteyeceğimiz bir dünya ortaya çıkar. İşte bu dünya, insanların bir kısmının diğer bir kısmına köle-çalışan-kul-üye-tabi olacağı bir dünyadır.
Hal bu ki bağımsızlık, zincirlerinden kurtulmaktır. Sözünü benim vermediğim, bana sorulmadan verilen bütün borçları reddetmem beni bu zincirlerden kurtaracaktır. Sözünü benim verdiğim borçlardan ise ancak şartlarına uyarak-ödeyerek kurtulabilirim.
İnkâr, ancak bilgi ile olabilir. Bilmediğin bir şeyi inkâr etmek söz konusu değildir. Ancak bildiğin bir şeyi inkâr etmek de aslında akla uygun değildir. Bu yüzden pratikte mevcut imkânların inkârı demek, onlara sahiplenenlerin sahipliklerini inkâr ederek tek sahibin yaratıcı güç olduğuna inanmak demektir.
O zaman hiç bir sahibin olmadığına inanmak ile tek sahibin Allah olduğuna inanmak birbirine en yakın iki kavramdır. Bu ikisinin ortak noktası bağımsızlıktır.
Hayat, şeylerin birbirlerine olan ilgisiyle zaman çizgisindeki kesişmeleri ise tam bağımsız bir hayat söz konusu olamaz. Çünkü kesişmenin-alâkanın-bağın olmadığı yerde hayattan söz edilemez. O zaman bu bağın gönüllü kurulmasına bağlılık denir. Yani bağımlı insanın zincirlerinden kurtularak üretmesi ve sevgisi ile paylaşması bağlılıktır.
O zaman hiçbir sahibin olmadığına inanmak, yani inkâr etmenin pratikte yeri olmadığına göre tek sahibin Allah olduğuna inanmak yani teşekkür etmek, bağlılık aşamasına geçmenin de anahtarıdır. Bu aynı zamanda, "biz adı anılacak bir varlık olmadığımız" andan "bağımsız bir birey" oluncaya kadar geçen sürede sevgisi ile bize bakanın kim olduğunu açıklamakla birlikte ürettiğimizin de bize ait olmadığı ve verdiğimizde karşılığını beklemememiz gerektiğini de açıklar. Yani ortada bir borç varsa bu borç Allah'a ödenecektir, bir alacak varsa da bu Allah'a verilen bir borçtur, tahsilatı bir başkasından yapılamaz. Bunun tek istisnası bağımsız ve bilen iki insanın birbirlerine verdikleri sözlerdir.
Bunca şeyi başlangıca yazmamın nedeni, hem açılış yapmak hem de başlangıç ilkelerini ortaya koymak içindir. Sevgi ile yola çıkan insanın doğru yolu bulmaması imkânsızdır. BİZ bunun için bir yolculuğa çıktık. Ancak doğru, iki nokta arasındaki en kısa yol ise, milyarlarca insanın bulunduğu noktadan bir noktaya gitmek için çizdiği her yol doğrudur. O zaman, diğerlerinin bulunduğu nokta ve çizdiği yola bakarak bizimkisinin dışında ise yanlış olarak nitelendirmek yanlıştır. Önemli olan hedefin, yani amacın BİR olmasıdır. Hayat, şeylerin birbiri ile olan ilişkisi ile zaman çizgisindeki kesişmeleri ise, benim, senin ve herkesin hayatı birbiri ile alâkalı bir BÜTÜN'dür.
İşte BİZ'im amacımız BİR'lik olarak bu BÜTÜN'lüğün parçalanmasını engellemek olmalıdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder